Muzaffet Kuşhan
DİFTERİ GRİPLE KARIŞTIRILIYOR
Ankara’da bir kişinin hayatını kaybetmesine neden olan difteri hastalığı griple karıştırılabiliyor. Belirtilere dikkat!
Difteri, halk arasında kuşpalazı olarak da bilinen, corynebacterium diphteriae isimli mikroorganizmanın boğaz, burun, göz ve derideki yaralarda yerleşmesiyle ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık.
Bebeklerin 2-4 ve 6. aylarında tatbik edilen DBT karma aşısı içinde yer alan ve difteri mikrobunun toksininin zayıflatılmasıyla yapılan difteri aşısının yaygın olarak kullanılması sebebiyle, günümüzde aşılanmayanlarda tek tük ortaya çıkan bir hastalıktır.
Difteri basili, düz veya hafif bükük silindir şeklindedir. Kalınlık ve boyları değişiktir. 34-38 derecede ürerken toksinini (zehirini) salgılar. Toksin, insan ve bütün hayvanlar için oldukça tehlikelidir. Dokularda harabiyet ve sinirlerde felç yapar.
Difteri oldukça yaygın bir hastalıktır. Soğuk mevsimlerde daha fazla görülür. İki yaşından önce sadece burun ve yara difterisi şeklinde raslanır. Çocuğa annesinden geçen antikorlar onu bir süre hastalıklardan korur. Kuşpalazı tablosunu yapan tipik difteri özel bir anjin türüdür. Tipik hastalığını yapabilmesi için boğazın lenf dokusunda ve özellikle bademciklerde tutunması gerekir. Bademcikler ancak iki yaşından sonra olgunlaştıklarından ancak bu yaşlarda hastalığa duyarlık başlar. Daha sonra çocuk dış çevre ile temasa geçer. Oyun yaşında devamlı olarak sıcak-soğuk ve dış ortam etkilerine maruz kalır. Boğazda adi bakteri iltihapları olur, doku direnci kırılır. Bu arada difteri basili de girerse, hastalığın özel tablosu meydana gelir. Bir şahıs erişkin yaşlarına kadar difteri basili ile temas etmemiş ise her yaşta hastalığa yakalanabilir. Büyüklerin hastalığı çocukların hastalığına göre daha hafif geçmektedir.
Difterinin bulaşmasında hastalar ve taşıyıcılar rol oynamaktadır. Portör denilen taşıyıcılar hastalığı bulaştırabilme özelliğinde olan ancak kendileri hastalık belirtilerini gösteremeyen kişilerdir. Bunlar boğaz salgıları ile devamlı olarak difteri basilini yayarlar. Hastanın kullandığı çamaşır, havlu, yemek takımları, oyuncaklar, vasıtasıyla bulaşabilir. [wikipedia]
Difterinin kuluçka dönemi ortalama 2 ila 4 gün arasında değişir. Son dönemlerde bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı’nın konuya dikkati çekmesi üzerine difteri yine gündeme oturdu. Tüm sağlık kurumlarının sağlık otoriteleri ile yakın temas ve işbirliği içinde olmasının hastalığın doğru tanımlanması, kontrol altına alınması ve doğru tedavi edilmeleri için şart olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Melda Özdamar difteri hakkında sorularımızı yanıtladı.
- Difteri nasıl bir hastalık?
Etken mikrobun Latince ismi de, Corynebateriuım diphteriae’dir. Yaptığı hastalık en sık olarak solunum yolunda başlar. Deri ve burunda da infeksiyona rastlanabilir. Hastalık kendini, boğaz infeksiyonu şeklinde kendini gösterir, ancak boğazda yerleşen difteri bakterileri toksin (bir nevi mikrobik zehir) oluştururlar ve bu toksin tüm vücuda yayılarak ölümcül belirtilerle seyreden bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu belirtiler kalp ve sinir sisteminin tutulmasına bağlı olarak farklılık gösterirler ve boğaz infeksiyonu belirtilerini takip eden 1-2 hafta içerisinde ortaya çıkarlar. Herkeste toksik seyir olmayabilir.
- Korunmada aşının önemi nedir?
Çocukluk çağında olduğumuz karma aşı içerisinde difteri mikrobu toksininin ölü hali bulunur, bu yüzden, ulaşılıp aşılanabilmiş her çocukta bu hastalığa karşı bağışıklık oluştuğu kabul edilir. Ancak, bağışıklık erişkin yaşlarda azalmaya başlar. Gelişmiş ülkelerde erişkinlerde de bu aşının “erişkin formu”, tetanoz aşısının 10 yılda bir tekrar uygulanması gibi ikili olarak hazırlanmıştır. Ülkemizde de bu aşılar bulunabilmektedir, ancak sağlık sistemizde, çocukluk çağı aşıları gibi, henüz finansmanı devlet tarafından karşılanmamaktadır.
- Difterinin görülmesiyle ilgili veriler ne diyor?
Geçmiş ve yakın geçmişte bu hastalığın ortaya çıktığı ülkeler ve bazı sayılardan söz etmek gerekirse, örneğin A.B.D.’de 1921’de 200 000 vaka bildirilmişken bugün bu sayı sıfırdır. Yakın dönemde, 1994 yılında Rusya’da, 48 000 vaka tanımlanmış, bunlardan 1746’sı ölümle sonuçlanmıştır.
- Hastalık nasıl bulaşır?
Mikrop hastalanmış insanların boğazlarında taşınır ve başka insanlara bulaşır. Her mikrobu alan ve taşıyan kişinin hastalık belirtisi göstermesi gerekmez. Bu yüzden mikrop, özellikle bağışıklığı olmayan topluluklarda yayılmayı sürdürür.
- Tanı nasıl konuyor? Tedavisiyle ilgili ne söyleyebilirsiniz?
Tanısında laboratuarın önemli rolü vardır. Nihai tanıyı referans laboratuarları (Hıfzıssıhha) koyar. Tedavisinde çok etkili antibiyotikler bulunur, ancak “toksik” vakalarda antitoksin tedavisi gereklidir.
- Difteriden nasıl korunabiliriz?
Korunmada tüm solunum yolu hastalıklarında olduğu gibi benzer önlemler alınır. Yakın temas ve solunum yolundan atılan damlacıklar ile geçebildiği için hastalananın ve hastaların yakınlarında olan kişilerin bulaşmayı önlemek için dikkat göstermesi uygun olur. El yıkama buna her zaman dahildir. Genel bir kural olarak, bağışıklığı bozuk kişiler, çocuklar ve yaşlılara özel bir dikkat gerekir ve aşılanmada, doktor kontrolünde ve belli kişilerde öncelik sağlanmalıdır. Hastalanan kişiler (hastalığı geçirdikten sonra bile) ve çevresindekilerin aşılanmaları gereklidir. Tüm sağlık kurumlarının sağlık otoriteleri ile yakın temas ve işbirliği hastalığın doğru tanımlanması, kontrol altına alınması ve doğru tedavi edilmeleri için şarttır.
Doğal Makyaj
Dakikalar içinde hazırlanıp evden çıkmanız gerekiyor. Hem güzel hem de doğal görünmek istiyorsunuz… Bu durumda hızlı ve sade makyaj uygulamanız yeterli olacaktır.
Doğal Makyaj Nasıl Yapılır?
Doğal görünümlü makyajın püf noktaları MSN Kadın’da! Birkaç tekrar ettiğinizde eliniz alışacak ve hemen makyajınızı tamamlayacaksınız.
Makyaj malzemelerinin kolayca uygulanması, yüzünüzün pürüzsüz bir görünüm kazanması için ilk işlem cilt temizliğidir. Cilt türünüze uygun bir ürünle cildinizi temizleyip kuruması için bekleyin.
Temizlenmiş cildinize, makyajın kalıcı olmasını sağlarken cilt sağlığını da koruyacak türde cildinize uygun nemlendirici bir krem sürün. Kremin cilt tarafından emilmesi için bekleyin.
Cildinizdeki kusurları gizlemek, renk farklılıklarını kapatmak için yüz ve boyun bölgenize sünger yardımıyla fondöten sürün. Fondöten renginde seçim yaparken cilt renginizden bir ton açık ya da bir ton koyu olmasına özen gösterin. Fondöteni gözaltlarına, burun çevresine ve çene çizgisine dikkatlice sürün. Eğer makyajınızda göz farkı kullanacaksanız kalıcı olmasını sağlamak için göz kapaklarınıza fondöten uygulayın.
Göz makyajı yaparken amacınız gözlerinizi olduğundan daha büyük göstermekse siyah, gri ya da kahverengi tonlarında göz kalemini; göz kapağınızda kirpik çizgisinin hemen üstüne kalın bir çizgi halinde çekin. Gözlerinizi olduğundan küçük göstermek istiyorsanız; sadece gözlerinizin alt bölümüne, kirpik çizgisinden içeri doğru ince bir çizgi halinde sürün.
Göz kaleminin doğal ve sade görünmesi için küçük bir fırçayla üzerinden birkaç kez geçin. Bu sayede gözlerinizin buğulu görünmesini de sağlamış olacaksınız.
Göz kapaklarınızın üzerine açık kahverengi tonlarında far sürüp dağıtın.
Göz makyajının son adımını rimelle tamamlayın. Kirpik diplerinden başlayarak dikkatlice rimel uygulayın. Rimel fırçasının temiz olmasına dikkat edin. Kirpik uçlarında biriken topaklanmış rimeli temizlemek için temiz, kuru bir diş fırçasından yardım alabilirsiniz.
Elmacık kemikleri, burun ve alnınıza pembe tonlarında allığı büyük fırçayla uygulayın. Boyun bölgenizle renk farklılıklarını yok etmek için az miktarda allık sürüp dikkatlice dağıtın.
Ruj fırçası yardımıyla allığınızla aynı tonlarda ruju dudaklarınızı uygulayın. Allıkla aynı tonlarda ruj kullanmak makyajınıza doğallık kazandıracaktır. Eğer dudaklarınızı vurgulamak istiyorsanız; kırmızı, fuşya gibi canlı renkleri tercih edebilirsiniz.