Diyet
Cinsel Gücü Arttıran Diyet
Bir afrodizyak diyete girme fikrine sıcak bakıyorsanız bu yazıyı okuyun
Afrodizyak etkili yiyecekler hangileri? Cinsel performansı artırmak için ne yemeli? Metabolizmayı hızlandırmanın yolları neler? Alkol cinsel gücü nasıl etkiliyor? Bu soruların cevabını merak ediyor ve Sevgililer Günü’nden önce etkili bir afrodizyak diyete girme fikrine sıcak bakıyorsanız Aktüel Dergisi’nde yayımlanan bu yazıyı mutlaka okuyun… Diyet yapmak ilk bakışta kilo vermekle ilişkilendirilse de sağlıklı beslenme için diyet uygulandığı hepimizin malumu. İyi bir beslenme programıyla, metabolizmayı hızlandırmanın ve vücut direncini artırmanın yanı sıra bünyeye ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri doğru oranda vermek mümkün. İnsan yaşamındaki en temel ve haz verici gereksinimlerden olan cinselliğin kalitesi de tüketilen besinlerle doğru orantılı. Diyetisyen Müge Arslan da iyi bir diyet programıyla her yaşta sağlıklı cinsellik yaşanabileceği görüşünde. Peki daha mutlu bir cinsel hayata kavuşmaya yardımcı olacak afrodizyak etkili besinler hangileri? Ancak bu besinlerin neler oludğunu bilmek de yeterli değil. Önemli olan cinsel gücü artıran besinleri belli oranlarda ve dengeli tüketmek. Diyetisyen Müge Arslan Aktüel okurları için afrodizyak bir diyet programı hazırladı. Deneyin, farkı göreceksiniz…
Alkol ve cinsellik
Akolün enerjisi çok yüksek. Vücutta gereğinden fazla enerji olduğu zaman ise bu yağa çevriliyor. Dolayısıyla fazla alkol alındığında yağlanma ve damar tıkanıklığı hızlanıyor. Vücuttaki uç damarlar (eller, ayaklar ve yüzdekiler) genişlediği için ereksiyon sırasında penise giden kan miktarında azalma oluyor.
Ne kadar vitamin o kadar performans
-E vitaminin antioksidan özelliği, penis içerisindeki dokuların özelliklerini ve damar sistemini koruduğu için faydalı oluyor. Aynı zamanda erkeğin testis fonksiyonlarında da iyileşmelere yol açabiliyor.
-B vitamini, özellikle diyabetik olan bireylerde diyabetik şikayetler ortaya çıkmadan önce kullanılması gereken bir vitamin. Sinirlerin şeker hastalığından en az zararı görmesini sağlıyor ve kendini yenileme kapasitelerini artırıyor.
-Selenyum sperm hareketlerini ve kalitesini artırmak için öneriliyor.
-Çinko hem ereksiyon hem de sperm üretimindeki basamaklarda görev alan bir mineral olma özelliğine sahip.
Cinsel performansı arttıran yiyecekler
Kayısı: A vitamini ve potasyum bakımından çok zengindir. Kasların ve beynin daha düzenli çalışmasını ve daha az yorulmasını da sağlar.
Fındık, fıstık, ceviz ve badem: Lif, protein ve vitamin bakımından zengindirler İncir: Şeker oranı yüksek olmasına rağmen kan şekerini hızla yükselten şekerden olmadığı için tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Muz: Mineral, magnezyum, demir, lif ve C vitamini bakımından zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, sperm üretimini artırır.
Sarımsak: A1, B1, C kükürtlü yağı içerisinde bol miktarda akil sülfür bulunur. Canlılık verir, hem kadın hem de erkeklerde cinsel gücü artırır.
Havuç: Yoğun A vitamini içerir. Kuvvetlendirir, güçlendirir ve cinsel gücü arttırır.
Mercimek ve kuru baklagiller: Protein, yağ, karbonhidrat sodyum, kalsiyum, demir, mineraller içerir. Zekayı geliştirir ve cinsellik üzerinde etkilidir. Pekmez: Demir, kalsiyum ve potasyum içerir. Tahinle alınması etkisini artırır.
İstiridye: İtalyan ve Amerikalı bilim adamlarının yaptığı çeşitli araştırmalarda içerdiği bazı aminoasitlerin cinselliği sağlayan hormonları tetiklediği görülmüştür.
Havyar: Uzun yıllardır afrodizyak olarak kullanılmaktadır. İçerdiği çinko miktarı nedeniyle erkeklik hormonlarının yapımını artırır. Çinkonun aynı zamanda sperm kalitesini de artırdığı belirlenmiştir.
Çikolata: İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle hafif cinsel istek artırıcı etkiye sahiptir.
Ginseng: Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür.
İşte afrodizyak etkili haftalık diyet
PAZARTESİ
Kahvaltı Kızarmış ekmekler üzerinde kırmızı soğanlı, marullu yağsız krem peyniri Taze sıkılmış portakal suyu Omlet
Ara 1 adet muz
Öğle Avokado, muz, kivi ile hazırlanmış meyve salatası Kırmızı soğan ve bol marulla birlikte tütsülenmiş somon
Ara 1 ince dilim çikolatalı cheesecake
Akşam Enginar ve bezelye ile süslenmiş tavuk/hardal soslu Karışık yeşil salata Kızarmış ekmek
Ara 1 adet armut
SALI
Kahvaltı Pudra şekerine batırılmış çilek İçerisinde badem, ceviz ve kuru meyve bulunan az yağlı sütle yapılmış müsli
Ara 1 kase ahududulu yoğurt
Öğle Mercimek çorbası İçerisinde ceviz, badem ve kuru kırmızı biber barındıran nar ekşili bol yeşillikli salata Karides
Ara 2 adet ceviz 3 adet kuru kayısı
Akşam Parmesan peynirli ve içerisinde ceviz, fındık, badem bulunan fesleğen soslu salata Kızarmış sarımsaklı ekmek Armut
Ara 3-4 adet çilek
ÇARŞAMBA
Kahvaltı Taze kiraz (ya da kırmızı meyve) Greyfurt suyu Üzerine fındık ezmesi sürülmüş kızarmış ekmek
Ara Bir bardak cappucino 1 adet krep
Öğle Sarımsaklı ekmek Bol yeşillikle süslenmiş havyar Enginar çorbası ;
Ara 1 ince dilim çikolatalı az yağlı pasta
Akşam Fesleğen yapraklarıyla süslü balık 1 kadeh şarap Kızarmış ekmek
Ara 1 adet muz
PERŞEMBE
Kahvaltı Taze sıkılmış portakal ve nar suyu karışımı Pekmez 2-3 adet ceviz
Ara 1 adet muz
Öğle Kuşkonmaz, enginar, nane ve maydanozla süslenmiş yeşil salata Izgara özel hardal soslu hindi Armut
Ara 3-4 adet pudra şekerli çilek
Akşam Parmesan peynirli, nane, fesleğen ve roka yapraklarıyla süslü sandviç Nar, muz karışımı taze sıkma portakal suyu
Ara 1 adet kivi
CUMA
Kahvaltı Ginseng çayı 2-3 adet badem Kızarmış ekmek üzerine yağsız krem peynir 2-3 adet kuru kayısı
Ara 1 bardak nar suyu
Öğle Istakoz Bol yeşillikli ve nar ekşisi ve soya soslu fesleğen salatası Kızarmış sarımsaklı ekmek
Ara 1 adet armut
Akşam Bol maydanozlu barbunya Bezelyeli pilav Bol yeşillikli salata
Ara 1 adet muz(Posta)
Diyet i hep neden yarım bırakırız?
Neden diyetleriniz işe yaramıyor?
Pek çok beslenme uzmanı zorlayıcı diyetlerin hiçbir faydasının olmadığı konusunda hemfikirdir. Sağlıklı zayıflamanın ilk koşulu yaşam tarzınıza uyum sağlayabilecek sağlıklı bir beslenme programıdır.
1. Diyetinizi spor ve egzersiz ile destekleyin
Yediğiniz yemeyi azaltmak yerine, spor yaparak yağlarınızı yakın. Düzenli olarak yapacağınız hafif egzersizler ile daha çok kalori yaktığınızı göreceksiniz.
Egzersiz ile kasların çalıştırılması kan dolaşımını hızlandırarak yağ yakma sürecini de hızlandırır.
2. Kaslarınızı unutmayın
Diyetle beraber kalori alımınızı düşürmeniz durumunda kaslara yeterli enerjinin gitmesini de engellemiş olursunuz. Böylece vücut kendini savunmaya alarak gerektiğinde kullanmak üzere yedekte yağ depolamaya başlar.
Gereken enerjiyi sağlayamazsanız, kas kayıpları ve dolayısıyla metabolizmanın işleyiş hızının düşmesi kaçınılmazdır. Bu durumda ne yaparsanız yapın fazladan kalori yakamazsınız.
3. Diyet kısa süreli bir kurtarıcı değil bir beslenme biçimidir
Size, kısa zamanda onlarca kalori yakacağınızı vaadeden popüler diyetlerden uzak durun! Bu tür diyetler sizi belli bir süre aç bırakıp daha sonra eski halinize döndürmekten başka bir işe yaramaz. Günlerce çektiğiniz sıkıntılar ve aç geçirdiğiniz saatler de yanınıza kalır. Sağlıklı bir diyet, aslında yeme alışkanlıklarınızı düzene sokan bir beslenme biçimidir.
Beslenme şeklinizi yavaş yavaş düzene koymak sizi eninde sonunda amacınıza ulaştıracaktır.
4. Diyetin amacı aç kalmak değildir
Kısa sürede sizi fazla kilolarınızdan kurtarma sözü veren diyetlerin tamamı, aldığınız kalorilerin ciddi anlamda azaltılmasına dayanır. Bu durum, vücudunuzun, alışık olduğu kaloriyi tekrar alana kadar, açlık sinyalleri vermesine ve ihtiyacınız olan enerjiyi sağlayamamasına neden olur. Enerjiniz olmadan egzersiz veya spor yapmanız da mümkün değildir. Dolayısıyla aç kalarak zayıflamanız teorik olarak imkansız hale gelmektedir.
Sizi aç bırakan, karbonhidrat alımınızı yasaklayan diyetlerden uzak durun!
Yapmanız gereken egzersizler için vücudunuzun enerji kaynağı olarak kullanacağı besin grubu karbonhidratlardır. Beslenme programınız karbonhidrat grubu besinlerden yeteri kadar bir miktar içermiyorsa ihtiyacınız olan enerjiyi karşılayamayan metabolizmanız yağlarınızı değil kaslarınızı eritmeye başlayacaktır. Bu durumda vücudunuzdaki enerjiyi harcamanın tek yolu olan kas çalıştırma işlemi de yetersiz kalacağından kilo vermek yerine kilo almanız işten bile değildir.
Sonuç olarak aç kalmayı unutun ve egzersiz için ihtiyacınız olan enerjiden mahrum kalmayın! Sonrasında bırakın kaloriler egzersizle birlikte yok olsun.
Enerji Egzersizleri!
Yaptığınız egzersizler artık sizi tatmin etmiyorsa; kişisel gelişiminize katkısı olan, zihin ve bedeni bütünleştiren çalışmalar size uyabilir! Enerji egzersizlerinin detayları MSN Kadın’da!
Enerji Egzersizleri!
Ki Enerji Egzersizi:
Japon felsefesinde yer alan “Ki” , yani iç enerjiye dayanan bu egzersiz, sanat savaşları ve ses terapisinin karışımından oluşuyor. Hem fiziksel, hem duygusal enerjinin akışını daha özgür bırakan Ki enerjisi; özgüveni artırıyor, iletişim becerisini geliştiriyor, iş hayatındaki performansı yükseltiyor. Bir seans ardından, bir hafta kadar kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor.
Özellikle şirket çalışanlarına, ekip ruhunu kazandırmak için tavsiye ediliyor. Ki egzersizlerinde, canlı çalınan davulların ritmi eşliğinde savaş sanatları hareketleri, adeta ayin havasında yapılıyor. Kendinizi yenilenmiş ve güçlü hissetmenizi sağlıyor. Derslerin sonunda, günlük hayatınızda ses ve beden gücünüzü ne kadar yetersiz kullandığınızın farkına varıyorsunuz.
Bağırma, gülme, yumruk atma egzersizleri, üzerinizdeki gerginliği atmanıza yardımcı oluyor. Davul sesleri ise, iç enerjinizi gerçekten hissetmenizi sağlıyor.
Bu egzersizler sırasında spor giysiler veya bol kıyafetler tercih edilmeli. Ayaklar çıplak olmalı veya yumuşak tabanlı iç mekan ayakkabıları giyilmelidir.
Budokon:
Budokon, bir antrenmandan öte, bütünsel bir sanat olarak adlandırılmayı hak ediyor. Hollywood yıldızlarının uyguladığı ve insanı her anlamda güçlü kılan Budokon; yoga, meditasyon ve sanat savaşlarının bir karışımından oluşuyor.
Ders, bedeni esnetmek için yoga egzersizleriyle başlıyor. Ardından, enerjiyi açığa çıkaracak, karate tekmeleri ve yumruklarından oluşan savaş sanatı hareketleriyle devam ediyor. Dersin sonunda yapılan meditasyon ise; zihni dinlendirmeyi sağlıyor.
Bedeni güçlendiren yoga hareketleri gerçekten çok faydalı. Meditasyon kısmı ise oldukça zorlayıcı çünkü tüm zihni boşaltmak ve kötü düşüncelerden arınmak, sanıldığı akdar kolay olmuyor.
Budokon; duygusal ve ruhsal gelişimi tetikleyen güçlü bir idman arayanlar için ideal bir egzersiz. Esnekliğiniz artıyor, kendinizi daha iyi ve güçlü hissediyorsunuz.
Yoga kıyafetleri Budokon için de uygun ancak çift kat giyinmemekte fayda var.
Kilo Verdiren Gıdalar!
Yediklerinizin içeriğini değiştirerek iştahınızı azaltmak ve kilo vermek mümkündür. Bu yüzden besinleri iyi tanımanız gerekir. Detaylar MSN Kadın’da!
Kilo Verdiren Gıdalar!
Tarçın:
Bir öğünde, bir çay kaşığının dörtte biri kadar tarçın tüketmek, yemek sonrası insülin artışını engelliyor. Çabuk acıkmamanızı sağlıyor. Ayrıca kandaki kolesterol, şeker ve trigliserid seviyelerini düşürüyor.
Tarçını yemeklerinizin üzerine serpebilirsiniz. Özellikle fasulye, nohut gibi baklagillere çok yakışıyor. Bir dilim tahıllı ekmek üzerine ekerek yapacağınız ikindi kahvaltısı, akşam yemeğine kadar acıkmanızı engeller.
Kırmızıbiber:
Düzenli olarak kırmızıbiber tüketmek, iştahınızı kontrol etmenize yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalar, kahvaltıda acı biber yiyenlerin öğlen yemeğinde daha az yemek yediklerini ortaya koyuyor.
Greyfurt:
Greyfurdun içindeki fitokimyasallar, insülin seviyelerini düşürerek iştahınızın azalmasına yardımcı oluyor.
Sirke:
Midenizin boşalmasını yavaşlatarak uzun süre tok hissetmenizi ve yemekten sonra şekerinizin hızla yükselmesini engelliyor.
Yeşil çay:
Zayıflamaya yardım eden en iyi elamanlardan birisi yeşil çaydır. İçinde kateşin adı verilen ve metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını artıran antioksidanlar bulunuyor. Günde 1-2 fincan yeşil çay içmek, zayıflamanıza yardımcı oluyor.
Fıtığa Karşı Egzersiz!
Özellikle boyun ve bel fıtığı en sık rastlanan rahatsızlıklardandır. Bu egzersizler sizi bel fıtığından uzak tutacaktır.
Fıtığa Karşı Egzersiz!
Düz bir zemine sırt üstü uzanın. Dizlerinizi bükün, ayak tabanlarınızı yere bastırın ve vücudunuzu gevşetin.
Karın kaslarınızı, karın ve kalçanızı yere yaslayın. Belinizin çukuru yere temas etsin. Kalça kaslarınızı kasın ve 10 saniye durduktan sonra gevşeyin.
Yerde yatar pozisyondayken, sağ bacağınızı olabildiğince bükün . Dizinizi ellerinizle kavrayın ve kendinize doğru çekin. Sonra hareketi sol bacağınızla tekrarlayın.
Yine yatar pozisyonda, bu sefer iki bacağınızı da bükerek karnınıza doğru çekin. Bu işlemi yaparken ellerinizden de yardım almanız mümkün.
Sırt üstü yatarak kollarınızı her iki yana uzatın. Dizlerinizi hafifçe kırın. Kollarınızı öne doğru dizlerinize uzatarak, başınızı ve omzunuzu hafifçe kaldırın.
Sırtüstü yatar pozisyondayken, bir bacağınızı dümdüz şekilde tutarak yukarıya kaldırın ve indirin. Hareketi daha sonra diğer bacakla tekrarlayın.
Yere sırtüstü uzanın. Dizlerinizi hafifçe bükün, ayaklarınızı açın. Ayak tabanı yere basar biçimdeyken, belinizi ve kalçanızı yavaşça yerden kaldırın. Birkaç saniye bu şekilde durduktan sonra gevşeyin.
Yapacağınız bu 6 bel egzersizi, gün geçtikçe bel kaslarınızın güçlenmesini sağlayacak ve sizi fıtıktan koruyacak. Eğer fıtığınız varsa, hareketleri yapmadan önce doktora danışın.
Vücut Kitle Endeksi Hesaplama
|
||||||||
DİYETLERİN SIRRI
Kilo sorunlarına önerilen “paket diyet” lerin sayısı 1500’ü geçiyor ve hepsinin son cümlesinde aynı talimat yazıyor:
Daha az yiyin. Yani marifet diyette değil, az yemekte. Çözüm ne yediğinizde değil, ne kadar yediğinizde. Hatta aynı zamanda ne kadar hareket ettiğinizde.
Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU : Öyleyse bu bulunmaz Hint kumaşı diyet gurularının önerilerini bir kenara bırakıp kendi programınızı kendiniz de yapabilirsiniz. Çünkü hiçbir diyet programı yiyeceklerinizi azaltıp aktivitenizi artırmadan kalıcı ve etkili bir sonuç sağlayamıyor. Özetle, keramet diyetlerde değil, sizdedir.
Sırası gelmişken sorunun yalnız kilo vermekle değil, düzenli bir kilo kaybıyla çözülebileceğini ve ulaştığınız sağlıklı kiloyu en az üç yıl korumanız gerektiğini de unutmamalısınız. Çünkü 1- Hızla giden kilolar hızla geri geliyor, 2- Kiloyu korumanın kilo vermekten daha önemli olduğu anlaşılıyor.
Sizlerden gelen umumi arzu üzerine (!) biraz sıkılacağınızı bile bile çoğunu onlarca kez tekrarladığımız bazı önerileri yeniden düzenledik.
NE YAPACAKSINIZ?
1- Düzenli yemek yiyin. Öğün atlamayın. Günlük beslenmenizi 10 birim kabul ederseniz kahvaltı kalorinizi 3, öğle ve akşam yemeği kalorinizi 2’şer birim olarak planlayın. 2-3 saatten fazla aç kalmayın. Kuşluk, ikindi ve yatsıda 1’er birim ara öğün alın: 1200 kalorilik bir zayıflama diyetinde sabah kahvaltısını 300, öğle ve akşam yemeklerini 200’er kalorilik olarak planlayabilir, ara öğünlerde 100 kalorilik besinler tüketebilirsiniz.2- Günlük toplam kalori alımınızı asla 800 kalorinin altında tutmayın. 1000-1200 kalorinin altındaki zayıflama diyetlerini bir tıbbi danışma ve doktor kontrolü almadan uygulamayın.3- Diyet süresince her gün kilonuzu izleyin. Küçük kilo artışlarında diyet ve eksersiz programınızı tekrar gözden geçirin. 250 gram üzerindeki kilo artışlarına asla müsaade etmeyin. 250-500 gramı geçen kilo alma durumlarını “sarı”, 1-2 kiloyu geçen kilo alımlarını ise “kırmızı” alarm durumu olarak kabul edin. 4- Hergün düzenli egzersiz yapın. Aerobik egzersizleri tercih edin. Egzersiz süresini 35 dakikanın üzerinde tutun. Günde ortalama 45 dakikalık düzenli yürüyüş veya yüzme gibi aerobik egzersizler daha iyidir.5- Sizi daha çok yemeye yönelten ortamlardan uzak kalmaya özen gösterin. Dışarıda daha az dışarıda yemek yiyin. Sosyal toplantılarda alkol yerine soda-limon için. Yemek davetlerine veya restoranlara gitmeden evvel evinizde bir şeyler yiyin. Eviniz dışında da hafif, az kalorili besinlere yönelin.6- En iyi yemek zamanı tokluk zamanıdır. Asla uzun süre aç kalmayın. Uzun açlıklardan sonra sofraya oturmak yerine sık aralarla düşük kalorili sebzeler tüketin.7- Kiloyu kontrol etmenin en emin yolu her gün tartılmaktır. En iyisi sabahları, aç karnına, tuvaletten çıktıktan sonra ve çırılçıplak tartılmaktır. Her gün tartılmak küçük kilo artışlarına hemen müdahale etme şansınız olur.8- Diyet yaparken veya ideal kilonuzu korurken tükettiğiniz günlük kalorinin genel olarak yüzde 35’inin karbonhidratlardan, yüzde 50’sinin proteinden yüzde 15’inin yağdan gelmesine özen gösterin.9- Diyet yaparken unlu mamullerden, tatlılardan, şekerden ve alkolden uzak durun. Aşırı meyve tüketiminden kaçının. Fazla tuz tüketmeyin. Özellikle kalori değeri yüksek meyvelere dikkat edin. (İncir, üzüm, kiraz, kayısı…) Bol bol su içmeyi unutmayın!10- İştah kesici ya da sindirim sisteminde yağ bağlayıcı ilaçları doktor kontrolü olmadan kullanmayın. Bitkisel zayıflatıcıların sadece mali durumunuzu zayıflattığını unutmayın. Hiçbir bitkisel zayıflatıcının yararı bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Bitkisel/ doğal olduğu iddia edilen birçok ürünün içeriğini ısrarla sorgulayın. İçeriğinde EFEDRİN, AMFETAMİN, KAFEİN, TİROİD HORMONU ÖZLERİ bulunan ve yasal olmayan kombine bitkisel /doğal ürünleri kullanmayın. Adı ve kimyasal yapısı ihtiva ettiği etken maddelerin belli olmayan, numaralandırılmış (G-3167, G-4640) ürünlerin çoğunda kullanımına izin verilen yasal miktarların üstünde EFEDRİN veya EPHEDRA bitkisi ekstreleri bulunmaktadır.
Bunları yapmayın
1. Bazı spor-fitness merkezlerinde egzersiz uzmanları daha güçlü egzersiz yapabilmeniz için çok önemli yan etkileri olabilen bir ilacı (ventolin) öneriyorlar. Bu ilaç sadece reçeteyle satılan ve yalnızca iç hastalıkları ya da göğüs hastalıkları uzmanları tarafından tavsiye edildiği takdirde kullanılması gereken, önemli yan etkilere sahip olabilen bir ilaçtır. Hiçbir zaman egzersiz kapasitesini artırmaz, egzersize ek bir nefes açılması sağlamaz.2. Egzersizden hemen önce yüksek doz karnitin almak da son zamanlarda çok önerilen bir usul haline geliyor. Egzersizden önce karnitin almak faydalı ama bunun kas yapmak gibi bir avantajı olduğunu düşünmeyin. Ayrıca karnitin pek ucuz bir destek de değil. Paranız boşa gidebilir. 3. Yorgunluk tedavisinde antidepresanların çok özel bazı durumlar dışında hiç ama hiç yeri yoktur. Antidepresanlar tersine yorgunluğu artırabilirler bile. Eğer yorgunluk sorununuzun altında depresyon problemi yatıyorsa -ki yatabilir- bu sorunun çözümünün de ruh hekimleri tarafından bulunması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. 4. Glukozamin ve kondroidin içeren desteklerin de egzersiz yapanlar tarafından rutin olarak kullanılmaları gerekmiyor. Bu desteklerin bulantı, ishal, mide ağrısı, hatta kan şekerini yükseltme gibi önemli yan etkileri var. Ayrıca sağlam eklem kıkırdağını travmalardan koruduklarını veya güçlendirdiklerini gösteren herhangi bir çalışma da yok. Beni dinleyin, paranız cebinizde kalsın, sağlığınız durup dururken bozulmasın.
SÜT ÜRÜNLERİ İLE ZAYIFLAYIN
Süt ürünleri kilo vermemize yardımcıNasıl mı? Yeterli kalsiyumla vücudumuz yağı daha hızlı yakmaya başlıyor…
Vücutta kalsiyum düzeyi düştüğünde calcitriol adlı bir hormon salgılanır. Bu hormon yağ üretimi ve depolanmasını artırıyor. Bol kalsiyum içeren yiyecekler yediğimizde bu hormonun üretimi baskılanıyor.
Sonuç: Vücudumuz daha az yağ yapmaya, özellikle de karın bölgesinde yağ depolamayı kesiyor. Araştırmacılar süt ürünlerindeki kalsiyumun diğer kaynaklardan daha çok işe yaradığına dair kanıtlar bulmaya devam ediyor. Süt ve süt ürünleriin (peynir-yoğurt gibi) içindeki amino asitler, kas yapımına yardımcı. Bu yüzden bu yiyeceklerle daha çok yağ, daha az kas kaybediyoruz. Ancak hemen belirteyim; sadece süt ürünleri yiyerek de zayıf kalamazsınız. Aynı zamanda kaloriyi azaltmak ve düzenli egzersiz de gerekiyor.
Hangi süt ürünlerini tercih edelim?Kalsiyumdan zengin az yağlı veya yağsız ürünler. Süt ürünleri deyince dondurmaya yüklenmeyelim lütfen! Gözdeleriniz yağsız veya az yağlı süt-yoğurt-peynir olmalı. Ben probiyotik yoğurtları tercih ediyorum. 1 küçük kutusunda 150 mg. kalsiyum var. Ayrıca şişkinlik de yapmıyorlar.
Kalsiyum desteği de aynı sonucu sağlar mı?20 yıldır, süt ürünlerinin kilo verme üzerine etkilerini araştıran Tennessee Beslenme Enstitüsü’nden Michael Zemel’e göre hayır! Çünkü sütte kalsiyum desteklerinden alamadığımız, bu mekanizmayı tetikleyen başka elemanlar, amino asitler de var. Bunlardan biri olan leucine’in kan şekerini dengelediği ve böylece aşırı yeme isteğini önlediği gösterildi.
Eğer süt ürünlerine alerjiniz varsa ne yapacaksınız?Süt ürünleri laktoz adlı bir şeker içerir. Bazı kişilerde bu laktozu sindirecek laktaz enzimi yoktur. Ancak bu kişilerin çoğu yoğurdu sindirebiliyor. Yoğurt daha yavaş sindirilebildiği için süte alerjisi olanlar yoğurt yiyebiliyor.
Bir günde ne kadar kalsiyum alıyorsunuz?
35 yaşından sonra güçlü kemiklere ve dişlere sahip olmak istiyorsanız günde 1000 mg. kalsiyum almanız gerekmektedir. Eğer osteoporoz riski taşıyorsanız bu miktar günde 1500 mg. olmalıdır. Bilimsel araştırmalar, erişkinlerin bir çoğunun normal diyetleri ile almaları gereken miktarın yarısı veya daha azı oranında kalsiyum aldıklarını göstermektedir. Eğer diyetiniz yeterince kalsiyum içermiyorsa doktorunuz ek kalsiyum tabletleri önerebilir.
ÇİLEKLİ PUDİNG
Malzemeler:- 1 litre light süt- 7 yemek kaşığı irmik- 4 yemek kaşığı Stevia tozu (veya 4-5 kaşık toz şeker)- 1 yemek kaşığı buğday nişastası- HindistanceviziHazırlanışı:
Malzemenin tümünü karıştırın. Muhallebi gibi orta ateşte karıştırarak pişirin. Bir cam kabı suyla nemlendirin ve pudinginizi boşaltın. Buzdolabında soğusun. İyice soğuduktan sonra düz bir servis tabağına ters çevirin. Üzerini hindistanceviziyle süsleyin.
KİLO VERDİREN SIRLAR
Kilo vermek mi istiyorsunuz? Sadece ülkemizdeki yöntemlerde değil, dünyanın herhangi bir yerinde insanların kilo verme çabalarını öğrenerek bunları uygulamalısınız.
Çünkü, dünyada insanların uyguladığı farklı kilo verme sırları bulunuyor. İşte Readers Digest dergisi, bu sırları biraraya getirdi:
1. Doymadan önce yemeyi bırakın: Yüzde 80 doyana kadar yemek yiyin. Geleneksel bir diyet uygulayan Japonya’nın Okinawa adasında yaşayanların vücut kitle indeksleri ortalama 21,5′tur. Karnınız pantolonunuzun düğmelerinizi gerene kadar yemek yiyebilirsiniz. Diyete göre, tokluğun ilk acısını hissettiğinizde, vücudunuz beyninizin tok olduğunun farkına varması için şans veriyor.
2. Sağlıklı yağlar kullanın: Akdeniz diyetinin temeli olan zeytin yağı ile Okinawa diyetinin içeriği kanola yağı gibi sağlıklı yağlar, sebzeleri daha lezzetli yapıyor. Böylece, daha fazla sebze tüketiyorsunuz.
3. Yemek yerken sadece yemeğe odaklanın: Örneğin, Amerikalılar televizyon karşısında ya da arabada giderken yemek yiyor. Japonya’da ise yürürken yemek yemek görgüsüzlük olarak görülüyor. Burada, arabada asla kahve yudumlayamazsınız. Fransa’da arabalarda içecek tutucusu bulunmuyor, çünkü araç kullanırken kahve içilmiyor. Televizyonla, trafikle ya da işinizle ilgilenirken farkında olmadan aşırı yemek yersiniz. Bu nedende yemek yerken sadece yemeğe odaklanın ve lezzetlerin zevkini çıkarın.
4. Hareket edin: Asya ülkelerinde, Fransa ve Akdeniz insanları, daha fazla hareket ettiklerinden dolayı daha zayıftır. Onlar zamanlarını jimnastik için harcamıyor, sadece çok fazla yürüyorlar.
5. Düzenli yemek yiyin: Fransız kadını, günde 3 kez yemek yediği için şişmanlamıyor. Bir öğünü atladığınızda kalori yaktığınızı düşünebilirsiniz, ancak daha fazla acıkacağınız için bir sonraki öğünde daha fazla yemek yersiniz. Güne mutlaka kahvaltıyla başlayın. Kahvaltı yapanlar, yapmayanlara göre daha zayıf oluyorlar.
6. Akşam yemeğini ailenizle beraber yiyin: Aile ile ya da arkadaşlarla yemek, yemeği daha eğlenceli hale getirir, fazla yemek yemenizi kısıtlar. Kalabalıkta yemek yerken daha yavaş yersiniz, bir kişi doyunca onun doyması diğerlerini de etkiler.
7. Sadece acıktığınız zaman yemek yiyin: Bazı insanlar, acıkmanın yanında can sıkıntısı, yalnızlık, stres ya da korku gibi çeşitli nedenlerle yemek yerler. Bunun yerine sıkıldığınız zaman kendinize oyalanmak için bir hobi bulun. Stresden kurtulmak için yemek yiyorsanız, stresi azaltmak için spor yapabilirsiniz.
RAMAZANDA KİLO ALMAMAK İÇİN
İftarda midenize yüklenmeyin
Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir.Diyetisyen Mevra Çimili, Ramazan ayını daha sağlıklı geçirebilmek için bazı hatalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir” dedi.
Mevra Çimili, iki ayrı ana öğünden oluşan ramazan günlerinde sahur ve iftar menülerinde son derece titiz olunması gerektiğini anhlattı. Çimili, oruç tutacakların mutlaka sahur yemeğini yemesi gerektiğini belirtirken iftar da ‘mideye yüklenmeden’ yavaş yavaş uygun besinler tüketilmelmesini önerdi. Sahurun ramazan için son derece önemli bir öğün olduğunu belirten Çimili, şöyle dedi:
“Gün boyu aç olunacağından sahur bizi güne hazırlayacak bir öğündür. Sahur sayesinde gün içinde en az 18 saat aç kalacak olan vücudumuzun gece aç kalmamasını sağlamış oluruz. Sahur öğününde seçilen besinler yağlı, hamur işi ve ağır gıdalardan oluşmamalıdır. Bunlar sindirimi zor besinlerdir. Enerjileri de yüksek olduğu için çoğumuzun yaptığı gibi sahur ardından uyku süreciyle harcanmayacak ve yağ olarak depolanacaklardır. Bu sebeple sahurdan hemen sonra uyumamalı biraz beklenmelidir. Ağır gıdaların yerine düşük enerjili, çok çeşitli, dengeli olarak dağılmış protein, yağ ve karbonhidrat içeren öğünler tercih edilmelidir.”
Diyetisyen Merva Çimili, bireyin sahurdan sonra hemen uyuması ile, alınan ağır ve yağlı besinlerin reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çimili, şöyle devam etti:
“Şekerli besinler besinler kan şekerini hızla yükseltir, bu da gün içinde kan şekerinin daha hızlı düşmesine neden olur. Kan şekerini en iyi seviyede tutmak ve tok kalmak için sahurda protein içeriği yüksek, iyi kaliteli protein (süt, yoğurt, yumurta) ve kompleks karbonhidrat (kepekli ekmek) içeren besinlere yer verilmelidir. Su tüketimi 2 litreden az olmamalıdır. Sahur kadar önemli olan bir başka öğünün de iftardır. Gün içinde açlıktan dolayı çok düşük seviyelerde olan kan şekeri, doyma eşiğini de yükseltmektedir. Artan iştahla besinler iyi çiğnenmeden ve çok miktarda tüketilebilmektedir. Bu yüzden iftar öğününe hafif ve az yağlı, az şekerli, küçük porsiyonlarla, yavaş yavaş, ana yemeklerin önüne yüksek posalı aparatiflerle başlamak yemek sonrası oluşabilecek hazımsızlık, ekşime, mide yanması, kramp şeklinde mide ağrıları, barsak problemleri, gaz sorunları, reflü, gastrit ve ülserler, kusma, bulantı, uyku basması ve bitkinlik gibi sorunlarla karşılaşmamızı önler.”
Diyetisyen Çimili, orucun kahvaltı türü besinlerle ya da çorba ile açılabiliceğini, 15 dakikalık ara verilmesi ardından ana yemeklerin yenilmesini, kolalı içeceklerin yerine ayran, meyve suyu, maden suyu ve bitkisel çayların alınmasının sağlıklı olacağını anlattı. Merva Çimili, kolalı içeceklerin yüksek enerji ve karbonhidrat içerdiğini, bunun yerine maden suyuyla gün içinde kaybolan mineral ihtiyacının karşılanabileğini bildirdi. Çimili iftarda ve sonrasında şunları önerdi:
“İftarda proteinli besinlere önem verilmesi, kan şekerinin hızla yükselmesini, alınan fazla enerjinin kısmen de olsa yağ olarak depolanmasını önler. Yemeklerin ardından sofraya gelen hamurlu tatlıların yerini yemekten 1 saat sonra sütlü tatlılar alabilir. İftar menülerinde mutlaka sofrada salata, yoğurt, ayran veya cacık bulunmalıdır. Daha çok zeytinyağlı sebze yemekleri tercih edilmelidir, kızartma ve yağlı yemekler tüketilmemelidir. İftardan sonra yapılacak hafif tempoda yürüyüşlerle metabolizma hızlanacak veya yıkımını artıracak ve daha faydalı olacaktır,”
İFTAR SONRASI ÇAY VE ÇAHVE’YE DİKKAT
İftar ardından içilecek çay ve kahvenin su kaybını artırıcı etkisinin de olabileceğini, besinlerin vitamin ve mineral oranını düşüreceğini anlatan Merva Çimili, “Siyah çay ve kahve yerine yeşil ve bitkisel çaylar tüketilebilir. Daha sonra kuruyemiş olarak fındık, badem, ceviz içi tüketilebilir. Bitkisel çayların yanında da kek ve kurabiye gibi besinler yerine diyet bisküviler tercih edilebilir. İftardan 1-2 saat sonra hafif ara öğün tüketilebilir. Bu ara öğünde ise meyve, süt veya yoğurt, diyet bisküvi gibi besinler tercih edilmelidir” dedi.